1986’dan 2014’e Türkiye’de Çocuk Tecavüzü Olayları

Kayseri’de öğretmeninin tecavüzüne uğradıktan sonra intihar eden 17 yaşındaki Cansel Buse Kınalı‘nın ölümünden sonra sosyal medyada yeniden yoğun tepkiler yükseldi. Tıpkı Özgecan Aslan olayında ya da 13 yaşındaki N.Ç.‘ye 26 kişinin tecavüz etmesi olayında olduğu gibi… Oysa Türkiye’de taciz ve tecavüz olaylarına karşı “hassasiyet” dozu sosyal medyada kopan fırtınaya pek de denk düşmüyor gibi.

Türkiye’de yaşanan tüm taciz ve tecavüz olaylarının önemli bir kısmı 18 yaşından küçük çocuklara yönelik olarak gerçekleşmektedir. Bununla ilgili bir karşılaştırmayı da daha sonraki günlerde yapmayı düşünüyorum. Ancak şimdilik kendimizi çocuklara dönük taciz ve tecavüz olayları ile sınırlamakta fayda var.

Daha önce de AKP döneminde Türkiye’deki cinayet olaylarına şurada yer vermiştim:

AKP’li Yıllarda Cinayet Olayları: “Eski Türkiye’de Acılar Vardı!”

Aşağıda vereceğim rakamlar Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü‘nün raporlarına dayanmakta ve 1986 – 2014 yılları arasında Ceza Mahkemelerinde açılan dosya sayısını içermektedir. Ceza yargılamasına aşina olanların bileceği üzere bir suç hakkında birden fazla dosya açılamaz fakat bir dosyada birden fazla suçla ilgili yargılama yapılabilir. Tabloda 2006 yılı öncesi tarihler o dönemde geçerli olan 765 Sayılı TCK’nın 414 ve 415. maddeleri kapsamında açılan davalardır. 2006 yılından itibaren ise 5327 Sayılı TCK’nın 103. maddesi kapsamındaki davalar yer almaktadır. Yine bu tablolarda 15 – 18 yaş aralığındaki çocukların “rıza”ya dayalı birliktelikleri, çocuk evlilikleri, “sözlü – yazılı” istismar olayları yer almamaktadır. Son yıllardaki raporlar daha detaylı olduğu için 2009 – 2014 yılları içinde çocuklara dönük tecavüz (TCK’nın 103/2. Maddesi) olayları ayrıca belirtilebilmiştir. Tablodaki ilk sütunda taciz ve tecavüz olaylarının tamamı yer alırken. İkinci sütundaki rakamlar sadece tecavüz vakalarının sayısını verir.

2008 ve 2009 arasındaki devasa farkın nedeni ilgili kurumun raporlama biçiminin değişmesinden kaynaklanmaktadır. 2009 yılından itibaren dosya kapsamındaki suç sayısı verilirken bunun öncesinde dosya sayısı verilmektedir. Ancak ikinci sütun sayesinde buradaki patlamanın sadece raporlama yönteminden kaynaklanmadığını açıkça görmek de mümkündür. Bu yıllardaki sadece tecavüz vakaları, önceki yıllardaki taciz ve tecavüz vakalarının toplamından fazladır.

Burada verilen rakamlar yalnızca toplumun çocuk düşmanlığını değil aynı zamanda AKP iktidarı dönemindeki tecavüz vakalarındaki açık patlamayı da göstermektedir. Elbette bu sorun karşısında ilk akla gelen cevap, taciz ve tecavüz olaylarının adliyeye yansıma oranlarının artmış olma ihtimalidir. Bu, kısmen kabul edilebilir bir açıklama ancak buradaki tabloyu AKP’li yıllarda cinayet olaylarında görülen patlama ile birlikte düşündüğümüzde daha net bir fikre sahip olabileceğimizi düşünüyorum. Zira cinayet olaylarındaki patlamayı “olayların adliyeye daha çok yansıması” şeklinde açıklamak imkansızdır.

Ve son olarak en önemli konu şudur ki buradaki rakamlar yalnızca adliyelere yansıyan vaka adedini göstermektedir. Çocukların kimseye anlatamadığı, çocukların yakınlarına anlattığı halde bu insanların çeşitli nedenlerle yargıya başvurmadığı binlerce olay, bu rakamlara dahil değildir. Şefkat-Der’in konuyla ilgili raporlarına göre adliyeye yansıyan vakalar özellikle taciz olaylarında ancak yüzde 5 – 10 aralığında kalmaktadır.

çocuk tacizi

Kaynak: 

http://www.adlisicil.adalet.gov.tr/ist_arsiv.html

http://www.adlisicil.adalet.gov.tr/ISTATISTIKLER/1996/ac_cik.htm

Şefkat-Der‘in 2010 yılında “Türkiye’nin Yüzleşmekten Çekindiği Acı Gerçek! Türkiye’de Çocuk Cinsel (Seks)Köleliği ve Çocuk Pornografisinde Avrupa’da 1.Dünya’da da TAYLAND’la yarışıyor. YÜZLEŞİN,UTANIN,ÇOCUKLARI KORUYUN!” başlığıyla yayınladığı duyuru da neler olup bittiğini anlamak için yararlı olabilir. Okumak için tıklayınız.