Sana Senden Başka Vekil Yok!

birileri kendi çalıp kendi oynuyor. devletin bütün olanaklarını kullanıyor, bizim paramızla kurulan havuz kanallarından, devletin kanalından, devletin ajansından bize küfrediyor, tehditler savuruyor, kadınlarımızı cariye yapmakla tehdit ediyor, hoşuna gitmeyen herkesi tutukluyor, karşı kampanyanın üstüne itini, mitini, polisini salıyor, hiçbiri yetmiyor mühürsüz tutanak ve zarf oyununa başvuruyor…

buna rağmen metropollerin hepsini ve büyükşehirlerin çoğunluğunu kaybediyor ve her nasılsa referandum onun lehine çıkıyor….

sen de bu tiyatrolarda rol almaya hala hevesli olabiliyorsun bravo…

bunların siyasetine bir, medyasına iki, şirketlerine üç… çekin artık bunlardan elinizi. bunların bu yalan – dolanını, üç kağıtçılığını, diktasını meşrulaştıran sözde bağımsız medyadan da elinizi çekin.

başkasının ne yaptığına bakmayın. siz bizzat kendiniz kendi tavrınıza yönelin. biri bir yerden başlasın da ben katılayım demeyin. siz başlayın başkasının ne yapacağı da kendi problemi olsun. çünkü senin senden başka vekilin olamaz.

kula kulluk etme
sana senden başka vekil yok!

Anlamadık Babacımısss

namus ve şerefi üzerine ettiği yemine rağmen meydan meydan dolaşarak oy isteyen eli uzun adam; “ben a partisi b partisi demiyorum” diye bağırırken seçmeninin bunu ciddiye alacağını düşünmüş müydü acaba? bi dahaki sefer kime oy istediğini daha açık anlatırsa belki başarır.

anlamadık babacımısss

babacık: “ben a partisi b partisi demiyorum”
golllumcuk: “anlamadık babacımısss”

KATİL ESED’LE FOTOĞRAF ÇEKTİRENLER KİMLER?

vahşet gazetesi

 

Davutoğlu’nun talebiyle adını burada anmak istemediğimiz S********** Demirtaş ve eşbaşkan Figen Yüksekdağ, diktatör Esed’le gizlice görüşürken yakalandı.

Adını vermek istemeyen istihbarat kaynakları S********** Demirtaş’ın şunları söylediğini tespit etti:

“…Biz geldik, Esad kardeşimle oturduk… İki dost, iki kardeş olduk. Mayınları temizledik. Vizeleri kaldırdık. Kapılarımızı açtık. Şimdi benim Gaziantepli kardeşim, cebine pasaportunu koyuyor, istediği gibi Halep’e gidiyor, Şam’a gidiyor. Halep’teki Şam’daki
Lazkiye’deki Hama’daki Humus’taki kardeşim de, cebine pasaportunu koyuyor, istediği gibi Gaziantep’e geliyor. Ne oldu? Bütün o tehditlerin, korkuların… Ne kadar boş olduğu ortaya çıktı. Kim kazandı? Gaziantep kazandı. Vizyonumuzun en canlı tanığı… Gaziantep’tir.”

İşte uzun adamın bahsettiği o şok fotoğraf:

esed demirtaş

vahşet gazetesi 2

Yunanistan Seçimlerinden Notlar (2015)

Hikayemize Yunan solu açısından en dramatik olan andan başlayalım. Sene 1945, ikinci dünya savaşı bitmiş, önce Mussolini, Sonra Hitler’in işgal orduları herhangi bir dış destek olmadan bizzat Yunanlılar tarafından ülkeden kovulmuş. Üstelik monarşistlerin faşistlerle yaptığı işbirliğine rağmen… Görüntüde ağlayarak silah bırakan bu sert bakışlı adamlar 2 milyon üyeli Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun partizanları. O halde galiplerin öfkeyle ve gözyaşları içinde silah bırakmaları göze biraz garip görünüyor olmalı…

Biraz daha geriye gidelim o halde… Yunanistan Komünist Partisi (KKE) İtalyan işgali başlamadan önce yalnızca iki bin üyeli, liderlerinin ve bu 2 bin üyenin çoğunun hapishanede olduğu neredeyse tamamen etkisiz bir parti durumundadır. Ancak faşist işgale karşı çeşitli küçük sol gruplarla birlikte Ulusal Bağımsızlık Cephesi’ni (EAM) oluştururlar. ELAS ise bu cephenin silahlı gücüdür ve kısa zamanda 2 milyon kişilik dev bir orduya dönüşür. (Ülkenin o günkü nüfusu 7 milyon kadardır) Savaşın sonuna gelindiğinde ülkenin büyük bölümü ELAS’ın kontrolü altındadır. Ancak Stalin, Churchill ve Roosevelt’in bir araya geldiği Yalta Konferansı’nda (4 Şubat – 11 Şubat 1945) Yunanistan’ın İngiliz nüfuzuna terk edilmesi kararlaştırılır. Stalin, Yunan halkının kendi dişiyle, tırnağıyla, kanıyla kazandığı her şeyi diplomasi masasında büyük bir rahatlıkla İngilizlere satar.

yalta_conference_(churchill_roosevelt_stalin)

Emir büyük yerden gelmiştir ve 12 Şubat 1945’te Yunanistan Komünist Partisi (KKE) şefleri, Stalin’in talimatıyla Varkiza Anlaşmasını imzalarlar. İşte yukarıdaki bu dokunaklı görüntüler Varkiza Anlaşması’nın sonucu olarak kayda alınır. Okumaya devam et

Orövuar Mösyö Sarkozy

Sen bu satırları okurken Nicolas Sarkozy çok uzaklarda olacak.

Derin analizleri, bırakalım derin plazaların köşe tutucuları yapsın. Bu satırlar neyin yaklaştığını gör diye… Yaklaşan beş harflileri hisset diye yazılmakta…

Fransız siyasal sistemi üzerine derin derin analizler yapan köşe tutucuların sana asla vermeyecekleri bir şey vererek söze başlamak belki de en doğrusu… Fransa ve Türkiye iki ayrı dünyadır. Türk neyse Fransız tam tersidir. Sanal âlemde kimin kimle yaptığı belli olmayan sözde anketleri unut. Fransızlar genellikle kibar insanlardır. Gereğinden fazla, bazen sinir bozucu ölçüde kibar insanlar… Burada elbette “ortalamadan” söz edilmektedir. Genellemelerin kolaycılığına yatılmaktadır evet ama Fransa’ya yolun düşecek olursa etinden sütünden ve yününden yararlanabileceğin genellemelerdir bunlar. Okumaya devam et