Sana Senden Başka Vekil Yok!

birileri kendi çalıp kendi oynuyor. devletin bütün olanaklarını kullanıyor, bizim paramızla kurulan havuz kanallarından, devletin kanalından, devletin ajansından bize küfrediyor, tehditler savuruyor, kadınlarımızı cariye yapmakla tehdit ediyor, hoşuna gitmeyen herkesi tutukluyor, karşı kampanyanın üstüne itini, mitini, polisini salıyor, hiçbiri yetmiyor mühürsüz tutanak ve zarf oyununa başvuruyor…

buna rağmen metropollerin hepsini ve büyükşehirlerin çoğunluğunu kaybediyor ve her nasılsa referandum onun lehine çıkıyor….

sen de bu tiyatrolarda rol almaya hala hevesli olabiliyorsun bravo…

bunların siyasetine bir, medyasına iki, şirketlerine üç… çekin artık bunlardan elinizi. bunların bu yalan – dolanını, üç kağıtçılığını, diktasını meşrulaştıran sözde bağımsız medyadan da elinizi çekin.

başkasının ne yaptığına bakmayın. siz bizzat kendiniz kendi tavrınıza yönelin. biri bir yerden başlasın da ben katılayım demeyin. siz başlayın başkasının ne yapacağı da kendi problemi olsun. çünkü senin senden başka vekilin olamaz.

kula kulluk etme
sana senden başka vekil yok!

Yeni Başlayanlar ve Kolay Gaza Gelenler İçin Türkçe: TERÖR

terör

isim Fransızca terreur: Büyük korku, dehşet.

Latince terrere: Korkmak, korkudan titremek. 

Terörün Türkçesi “tedhiş”dir. Nasıl olup ve niçin gül gibi tedhiş varken terör kavramının kullanılmaya başlandığını Kadir Cangızbay çok iyi açıklıyor. Azcık kasıp araştırmakta fayda vardır ancak ortalıkta terör terör diye dolanan arkadaşlar bunu yapmayacakları için ben özet geçeyim.

Tedhiş Türkçe’deki yazılı kaynaklarda ilk kez 17. yüzyılda görülen Arapça kökenli bir kelimedir ve “dhş” kökünden gelir. Yani dehşet ile aynı köke sahiptir. Anlamı da korkutma, dehşet verme, yıldırma’dır. 12 eylülden bugüne mevcut yasalar ve uygulamalar slogan atmak, pankart açmak, görüş açıklamak gibi fiilleri “terör” kapsamına alarak cezalandırıyor ve bunu yapabilmak için de ciddi bir kafa karışıklığı yaratmak gerekir. Kullanılan kavram salt gösterilen anlamlarda algılanabilmelidir ki devletin diline kolaylıkla tabi olabilelim. böylece devlet her şeyi “kriminalize” ederken yani suçla bağlantılandırırken herhangi bir itirazda bulunmadan onu destekleyebilelim. Tedhişin dilimizden silinerek yerine terörün monte edilmesi işte bu amaçla yapılan bir toplumsal mühendislik çalışmasıdır.

Peki etimolojik olarak terör nedir? Terör latince “terrere” den gelir ki zaman zaman bilinçli olarak “düzensizlik yaratmak” olarak ifade edilir. Anlamı korkmak, korkudan titremektir. Türkçeye Kürtçeden giren tırsmak fiili de aslında kök olarak Latincedeki terrere’den gelir. Bildiğimiz haliyle “terör” ise ilk defa Fransızca’da görülmüştür: Terreur olarak… Büyük korku, dehşet anlamına gelir. Aynı zamanda korkutmaya dayalı devlet yönetimi anlamında kullanılır ki zaten kelime ilk kez Fransız İhtilali sırasında Montagnardların kurduğu korku rejimini tanımlamak için kullanılmıştır. Yani esasta tedhişle arasında herhangi bir anlam farkı yoktur. Pekii neden bazıları onu “düzensizlik yaratmak” gibi etimolojik olarak tamamen alakasız bir anlamda kullanıyor? İşte ona biraz kafa yormak lazım. Çünkü terör dehşet saçarak gerçekleştirilen bir manipülasyon türüdür. İnsanların duygu, düşünce ve davranışlarını yönlendirmek için korku ve dehşet salarak yapılan her eylem terör eylemidir. Bu yöntemi yaygın olarak kullanan her kişi ve kuruluş da teröristtir ki tanım aslında çok nettir. Eğilip bükülemez. Tanıma kıçınızdan bir “düzensizlik yaratmak” fiili eklerseniz devleti, onun kolluk güçlerini ve kimi yasal partileri (paramiliter olanları) bu tanımın kapsamından el çabukluğuyla çıkarmış olursunuz. Oysa kavramın gerek kökü, gerek ortaya çıkış hikayesi, gerekse bağlamı bu yaptığınız hokkabazlığa mahal vermez.

Yine de verili iktidar sahipleri kavramın açık anlamına rağmen, toplumu ağır biçimde manipüle ederek kelimeyi bükebildiği ölçüde büker ve bu sayede hukuki alanda her türlü muhalefeti terör kapsamına alabilecek bir “esnekliğe” sahip olur. Bu sayede “silahsız terör örgütü” gibi kategoriler türetilebilir. Taraftar grupları dahi politik bir tavır içine girdiklerinde “terörist” kategorisine sokulabilirler. Buna karşılık, kendisine saldıran organizasyonlardan çok daha örgütlü ve donanımlı olan silahlı güçlere saldıran küçük askeri çekirdeklerin resmi kurumlara dönük saldırılarını “terör” kapsamına sokmak dahi kavramın gerçek içeriğini eğip bükmeden mümkün değildir. Sistemin propaganda aygıtları ise yeri geldiğinde herhangi bir yere siyasal içerikli pankart asmayı terör kapsamına sokarlarken; devlet güçlerinin silahsız – savunmasız topluluklara karşı ölümcül şiddet araçları kullanmalarını terör kapsamında değerlendirmezler. Bu fiillerin hangisi muhataplarına dehşet saçarak ekonomik, siyasal ya da toplumsal bir takım sonuçlara ulaşmayı amaçlıyorsa terör eylemi odur. Burada geçişken ya da göreli hiçbir şey yoktur. Sistemin propaganda aygıtları ise “terör”ün göreliliği hakkında boş laflar üretmeye özellikle gayret ederler.

Oysa terör kavramının dilimizdeki yazılı kaynaklarda ilk kez 1950’de Doğu Bloku ülkelerindeki devlet şiddeti‘ni ifade etmek için kullanılmış olması özellikle manidardır. Çünkü evet kimi örgütler terörü bir mücadele aracı olarak kullandıkları için terörist olarak nitelendirilebilirler ama terör öncelikle devletler eliyle yapılan bir fiildir. Hiçbir devlet dışı organizasyon en “barışcıl” devlet kadar dahi dehşet üretme kapasitesine sahip değildir ve devletleşene kadar da olamayacaktır.

Hırsız Var Yaz, Twitter’a Gönder, Polis Evine Gelsin!

hırsız yaz

hepimizin yakından bildiği hırsızlık çetesi büyük bir kampanya başlattı.

sadece twitter değil, herhangi bir sosyal medya mecraında hırsız yazıyorsunuz polis evinize geliyor.

başlangıçta pek inandırıcı gelmiyor ama 16 yaşındaki mehmet emin altunses, avukat onur kılıç, kadir yavaş ve buğra aydoğan bu kampanyaya katıldılar. kısacası denendi ve yüzde doksan çalışıyor. niye yüzde doksan diyorum? çünkü imam azmi koç aracını çalan kişilere hırsız dedikten sonra evine hala polis gelmemiş. sadece diyanet tarafından görevinden uzaklaştırılmış. bence görevini ihmal eden polisler hakkında da soruşturma başlatılmalı. düşünsenize adam bir kafede konuşurken “hırsızlar elini kolunu sallayarak dolaşıyor”  diye bir cümle kuruyor ve evine hala polis gitmiş değil… dehşete düşmemek ne mümkün… bence hep birlikte haykırmamız gerek: polis uyuma hırsızına sahip çık!

http://nediyor.com/aracini-calanlara-hirsiz-diyen-imam-meslekten-atildi/

arada böyle yanlışlar olsa da kampanya başarılı. hani evinize hırsız falan girse 155’i arayıp ihbar yapmaktan daha etkili.

mesela kadınlar bence denemeli. sokakta tacize uğradınız diyelim. “taciz var, yardım edin, imdat” diye bağırsanız kimse dönüp bakmaz. ama hırsız var diye bağırın polis hemen orada bitiveriyor. tamam sonuçta hapse giren siz olabilirsiniz ama en azından tecavüzden kurtulmuş olursunuz.

Durruti Diyor ki:

"Biz hep varoşlarda ve izbe duvarların içinde yaşadık. Bir süre için nasıl barınacağımızı bileceğiz. Şunu aklınızdan çıkarmayın, biz aynı zamanda inşa da edebiliriz. İspanya’da, Amerika’da, her yerde, sarayları ve şehirleri kuran biz işçileriz. Biz işçiler, onların yerini alacak başkalarını da yapabiliriz. Ve hatta daha iyilerini! Yıkıntılardan hiç korkmuyoruz. Biz dünyayı miras alacağız, bu konuda hiçbir şüphemiz yok. Burjuvazi tarih sahnesinden çekilmeden önce kendi dünyasını yakıp yıkabilir. Yüreğimizde yeni bir dünya taşıyoruz, şimdi şu anda bu dünya büyümekte..."

“Biz hep varoşlarda ve izbe duvarların içinde yaşadık. Bir süre için nasıl barınacağımızı bileceğiz. Şunu aklınızdan çıkarmayın, biz aynı zamanda inşa da edebiliriz. İspanya’da, Amerika’da, her yerde, sarayları ve şehirleri kuran biz işçileriz. Biz işçiler, onların yerini alacak başkalarını da yapabiliriz. Ve hatta daha iyilerini! Yıkıntılardan hiç korkmuyoruz. Biz dünyayı miras alacağız, bu konuda hiçbir şüphemiz yok. Burjuvazi tarih sahnesinden çekilmeden önce kendi dünyasını yakıp yıkabilir. Yüreğimizde yeni bir dünya taşıyoruz, şimdi şu anda bu dünya büyümekte…”

Yeni Başlayanlar ve Beton Seviciler İçin Türkçe: KUTSAL

Kutsal

kut:
eski türkçe – yaşam enerjisi, yaratıcılık ve yetki bakımından üstün güç. tanrı armağanı bolluk ve bereket.

kut’un üç türü bulunur:

1- bor kut: cisimleşmiş kuttur. bir nesneyi temsil eden onun küçük bir modeli gibidir. yer ruhudur.
2- iye kut: bir varlığı koruyan ruhsal enerjidir ve tamamen soyuttur. ana ruhtur.
3- sal kut: hareketli kuttur. rüzgar gibi esebilir. hava ruhudur.

kutsal:
eski türkçe – kutlu, kutsanmış olan

kutsal, eski türk – altay ve moğol şaman inanışlarından gelen bir kavramdır. Okumaya devam et

Stalin’i Sev Yeşili Koru

Stalin'i sev yeşili koru

“Fikirler silahlardan daha güçlüdür. Biz düşmanlarımızın silah sahibi olmalarına izin vermedik, neden fikir sahibi olmalarına izin verelim ki?” (Joseph Stalin)