Dün – Bugün: Rasim Fethullah’ı Seviyor

 

rok-feto rok-fetoo rok-fetooo

rok-fetooooo

1 Eylül 2010:
“2008’den itibaren Ergenekon soruşturması hız kazanınca Genelkurmay karargâhı strateji değiştirdi… “AKP ile yumuşak ilişkiler kurarak, cemaati yalnızlaştırma” stratejisi İlker Başbuğ dönemiyle birlikte uygulamaya kondu Hanefi Avcı’nın kitabında da ısrarla hükümeti eleştirmekten kaçınarak her şeyi doğrudan “cemaat”e yükleme kaygısı var. Dolayısıyla şu an bu kitap yukarıda bahsettiğim 2008’den beri uygulamaya konmak istenen Gülen hareketiyle AK Parti arasına nifak sokma operasyonunun bir parçası olarak kullanılmak isteniyor. Emniyet içinde İslami bir hayat tarzına sahip olduğu halde sırf kişisel çekişmelerden ötürü Gülen hareketine karşı Genelkurmay’a yaklaşan bir ekip var.”

6 Nisan 2011:
“Hem Zekeriya Öz, hem de Ali Fuat Yılmazer hem de bu süreçte ismi çok anılmayan diğer kahramanlar 2007’den itibaren büyük, çok büyük, çok çok çok büyük bir işe giriştiler. Öz ve Yılmazer konumları dolayısıyla da “işin başı” olarak görülen ve en çok saldırılan iki isimdi.”

dün - bugün

11 Mart 2012:
“Değişim ve yeniden kuruluş sürecinin sivil alandaki en önemli gücü Hizmet’tir. Erdoğan’ın siyasi liderliği ve Gülen’in manevi önderliği birbirlerinin mütemmim cüzüdür.”

http://www.sabah.com.tr/yazarlar/pazar/kutahyali/2012/03/11/recep-tayyip-erdogan-ve-fethullah-gulen

18 mart 2012:
“7 Şubat kriziyle beraber bu arkadaşlar ‘nedense’ değişti. Bu sefer de habire ‘cemaat’e ve Fethullah Gülen’e saldırmaya başladılar. Biri, 28 Şubatçıların yasadışı operasyonlarla yurtdışına kovduğu Fethullah Gülen’i nerdeyse ’28 Şubatçı’ ilan etmeye kalktı. Öbürü ise dediğim gibi tüm Gülen hareketine hapis istedi…”

http://www.sabah.com.tr/yazarlar/pazar/kutahyali/2012/03/18/recep-tayyip-erdogan-fethullah-gulen-ve-derin-turkiye

21 Eki 2012:

“O dönem sığ bir bakışla “Hoca,28 Şubat’ı destekliyor” gibi saçmasapan yorumlar yapılmıştı… Oysa Hocaefendi darbecilerin ekmeğine yağ sürmek istemiyordu, lüzumsuz ve zamansız çıkışların darbecilerin Müslümanları daha fazla ezmesine vesile olacağını biliyordu… Hizmet hareketi o dönem bu haklı taktiksel adımı attı, geri çekilir ve boyun eğer gibi yaptı, güç topladı, akıllıca örgütlenmeye devam etti ve zamanı gelince askeri vesayetin tepesine binilmesinde bir numaralı öncü kuvvet olarak sivil iradeyi destekledi… Darbeci generallerin ve bütünüyle Ergenekon’un yargılanabilmesi Fethullah Gülen ve Hizmet sayesinde oldu…Bunu inkar eden alçaktır…

http://www.sabah.com.tr/yazarlar/pazar/kutahyali/2012/10/21/28-subat-sorusturmasi-ve-fethullah-gulen-hareketi

rok-28-subat-gulen

28 Aralık 2013:
“2010 yılını hatırladıkça içim parçalanıyor. Kendime de çok ama çok kızıyorum. 12 Eylül 2010 referandumu sonrasında demokrasiyi hedef alan kumpası görememiş olmaktan utanıyorum. 12 Eylül 2010’da cemaatin kapı kapı gezerek Erdoğan’ı desteklediği büyük bir yalandır. O referandumda Recep Tayyip Erdoğan meydan meydan gezerek cemaati desteklemiştir. O yüzden mezardan kalkıp oy atılması istendi.”

rok-feto-erdogan

3 Ağustos 2013:

“Fethullah Gülen ve Hareketi’nin bu davaya baş koyması muhteşem bir olaydı. Bu emniyetçiler ve savcılar “cemaatçi” olsun ya da olmasın, hiç önemli değildi. Yaptıkları iş önemliydi. Ve her şeye rağmen bu ekip tarihe altın harflerle geçmiş bir ekiptir. (…) Fethullah Gülen Hocaefendi’yi bu ülkenin çoğunluğu gibi ben de seviyor ve sayıyorum…”

17 Ağustos 2013:

Askeri vesayet rejimi döneminde Hizmet Hareketi “Emniyet ve Yargı’da kadrolaştığımız yalan ve iftiradır” argümanını kullanıyordu. Çünkü açık ve dürüst olunursa eski rejimin patronu TSK’nın tüm cemaat mensuplarını devletten kovacağı ve bu bahaneyle haklarında “Devleti ele geçirmeye teşebbüs”ten dava açılacağı düşünülüyordu.

Haklıydılar, eski rejimin generalleri Gülen Hareketi’ni ve Muhabbet Fedaileri’ni ortadan kaldırmayı kafasına koymuştu. O dönem için takiyye politikalarının kendi içinde anlamı ve meşruiyeti vardı…

Peki gerçekten Gülen Vakfı’nın söylediği gibi bürokrasi ve yargıda cemaat mensupları tasfiye ediliyor mu?
Tasfiye demek o kişinin kurumla ilgisinin tamamen koparılması ve o kurumun bünyesinden tamamen atılması demektir. Mesela Ergenekon ve Balyoz davalarında yargılanan hemen hemen her asker TSK’dan tasfiye edildi. Bu kişiler isteseler de yeniden subay olup bir göreve getirilemez. Yahut son YAŞ kararlarında eski rejim kafasına yakın generaller emekli edildi, yani tasfiye edildi… Ulusalcı-darbeci kafa yapısına sahip askerlerin son 3 yıl içinde sistemli olarak TSK ile ilişiği kesildi ve bu şekilde askeri vesayet geriletildi…
Bu anlamda bürokraside özellikle Emniyet’te ve Yargı’daki cemaat mensuplarının ise hiçbiri -evet hiçbiri- tasfiye edilmedi… Bir tane bile cemaat bürokratı kurumdan atılmadı ya da emekliye sevkedilmedi…

“Tasfiye edildik” diyen cemaat bürokratları ve yargı mensuplarının hepsi hala devlette görev almaktadır. Bürokrat olanların hepsi hala sivil hükümetin emrinde memurdur. Yargı mensupları da TBMM’nin çıkardığı yasalara itaat etmek zorunda olan, HSYK’nın kontrolünde kamu çalışanlarıdır. Zaten Cemaatin devlet kadrolarının emekli olmasına da daha çok var. Çoğu 30’lu ve 40’lı yaşlarında onbinlerce cemaat mensubu her an hâlâ devlette her pozisyona gelebilir.

31 Ağustos 2013:
“3 Temmuz bağlamında Gülen Hareketi’ne de haksız biçimde saldırıldı. Fethullah Gülen’e çok çirkin ve yalan ithamlar yapıldı. Şike davası haklı bir davaydı ve Hizmet de Hizmet’in medyası da çok doğru bir tavır aldı. O süreçte gözü dönmüş bir fanatizmle Gülen Hareketi’ne bu saldırıyı yapanların başında Cengiz Çandar ve Ertuğrul Özkök geliyordu. Son dönemde siyasi alandaki teşhisleri kadar spor alanında da teşhisleri tamamen yanlış çıkan, külliyen çuvallayan bu ikili, kamuoyu önünde Hizmet’ten özür dilemek zorundadır.

27 kasım 2013:
Hizmet Erlerinin devlet kademelerinde görev alması anaların ak sütü gibi haklarıdır. ‘Cemaat devlete sızıyor, Cemaat devleti ele geçiriyor’ diyen Ergenekonculara karşı cansiperane ve en etkili savaşanlardan biri ben oldum Hocam. Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Bana şu ana kadar yapılmış hakaretlerin çoğunluğu Hizmet’in haklarını savunmam sebebiyledir. Yangın yerine dönmüş bu ortamda bile yine söylüyorum: Hizmet mensupları devlete sızmaz, devlete girer ve istediği her pozisyonda çalışır.

rasimo1

“Fethullah Gülen’in Türkiye’nin geleceğine yararlı bir insan olduğunu düşünüyorum. Çok açık söylüyorum. Ben Fethullah Gülen’i seven insanım. Küresel bir ufku var. Fethullah Gülen’in küresel vizyonu, küresel bakışı Fethullah Gülen’in imparatorluk ufku Tayyip Erdoğan’ın siyasi liderliği ile Fethullah Gülen’in manevi önderliği arasında son derece bir paralel dünya görüyorum. İkisi de imparatorluk ufkuna sahip iki büyük adamdır diye görüyorum. Çok açık söylüyorum benim vizyonum bu.”

28 ocak 2013:
Fethullah Gülen’le kucaklaşmak

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik’in birkaç gün önceki çağrısı çok çok çok önemli… Ne demişti Hüseyin Çelik?
“Hasretle hepimiz Fethullah Gülen Hocaefendi ile Türkiye’de kucaklaşmayı özlüyoruz.
Mukaddes bir dava ve onun hamallığını yüklenmiş, insanlık erdeminin farkında olan insanlar var. Burada çile var, burada gurbet var, burada hakikaten zehirle pişmiş aştan yemek ve tatmak var. Hocaefendi bu kadar niçin çırpınsın. Bu zatın oğlu yok, kızı yok, hanımı yok, hanları, hamamları yok. Üzerinde bir evi, bir odası bile yok. Çünkü onun ilham aldığı büyük üstat Said Nursi vefat ettiği zaman, rahmeti rahmana kavuştuğu zaman hiçbir kulun önünde eğilmemiş ve dünyada vazifesini yapmış olan insanların büyük ruh huzuruyla bu alemden ayrıldı, gitti. Ve bütün mal varlığı 26 Türk lirasıydı. Sırtını Allah’a dayayan, o büyük kudrete dayayan insanların, kulların önünde eğilmesi bükülmesi söz konusu olamaz.”
Kendisi de Bediüzzaman Said Nursi’yi “Büyük Üstad” gören bir fikir ekolünden gelen bir isim Hüseyin Çelik… AK Parti elit kadrosu içinde Fethullah Gülen Hareketi’ne belki de en yakın isim. Her zaman Hükümet – Hizmet ilişkilerinin en iyi noktada olmasına çalışmış bir siyaset adamı… Daha da ileri giderek söylüyorum…
AK Parti içinde “cemaat alerjisi”ne sahip kimilerine karşı her koşulda Gülen Hareketi’nin Türkiye ve İslam Dünyası için önemini savunmuş bir adam Hüseyin Çelik…
Başbakan’ın görüşlerini Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet aleyhine döndürmeye çalışan kimi isimlerle doğrudan kavga etmiş bir adam… Kinin, garezin, fitnenin, fesatın düşmanı bir adam…
Ve bugün diyor ki… Hasretle hepimiz Fethullah Gülen Hocaefendi ile Türkiye’de kucaklaşmayı özlüyoruz…
Tıpkı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Haziran 2012’deki tarihi çağrısı gibi…
Maalesef ne AK Parti ne Gülen Hareketi çevrelerinde kıymeti yeterince anlaşılamayan o çağrı…
“Hasretin bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz gurbette olup şu vatan topraklarının hasreti içinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten oradan anlamını yükleniyor. Onun için de biz garipliğe tahammül edemeyiz. Diyoruz ki bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz… (İnanılmaz alkışlarla stad inliyor…)
Şu anki tavrınızla hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum.
Öyleyse bitsin bu hasret diyelim. Ve bu anlamlı gecede, kadim medeniyetin evlatları olarak, zengin bir kültürün diliyle, Türkçe’yle, bize ve dünyaya seslendiğiniz için sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Gurbeti bir kenara, hasreti bir kenara bırakalım diyorum.”
Hem Gülen Hareketi’nin geleceği için… Hem AK Parti’nin geleceği için…
Hem de herşeyden önemlisi Yeni Türkiye’nin geleceği için…
Başbakanlığın ve AK Parti’nin resmi sözcüsü ve her zaman Hocaefendi’yi çok sevmiş Hüseyin Çelik bu çağrıyı BİR KEZ DAHA BOŞUNA YAPMIYOR…
Fethullah Gülen Hocaefendi’nin özyurduna dönmesini hasretle bekleyen on milyonlarca insanlardan biri de benim…
Başbakan ve Hocaefendi’nin baş başa düzenli konuşmaları, yani sistemli Altunizade-Kısıklı diyalogları hem Hizmet’e hem hem de bu ülkeye tahayyül edilemeyecek kadar faydalar getirecek…
Allahım bize o güzel günleri göstersin….
.
http://www.takvim.com.tr/yazarlar/rasim.ozan/2013/01/28/fethullah-gulenle-kucaklasmak

bu da bonus:

 

rasim-ozan-feto

Not: Fethullahçı çeteye selam veren sokaktaki adam için işletilen süreçler bunun için işletilse bu alıntılanan yazı ve konuşmaların her biri için geçerli olması gereken yasa maddeleri ise şunlardı:

TCK Madde 314/2 Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. (TMK/5 Bu cezaların 1/2 oranında artırımını öngörür. Ceza İnfaz Kanunu’na göre bu cezanın 3/4’ü infaz edilir)

TCK Madde 220/7 Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. (Bir yıldan üç yıla kadar hapis. 

TCK Madde 220/8 Örgütün veya amacının propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

2001 – 2012 Yılları Arasında Çocuk Anne Sayıları

1986’dan 2014’e Türkiye’de Çocuk Tecavüzü Olaylarını daha önce Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verileri üzerinden aktarmıştım.

1986’dan 2014’e Türkiye’de Çocuk Tecavüzü Olayları


Şimdi de 2001 – 2012 yılları arasındaki çocuk anne sayılarına bakalım. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının verilerine göre 2001 – 2012 yılları arasında 15 yaş altı 17.648 çocuk anne oldu. Aynı zaman diliminde 15 – 17 yaşları arasında anne olan çocukların sayısı ise 412.923.

cocuk-anne

Kaynak: http://www.tuik.gov.tr/duyurular/duyuru_1591.pdf

Kısacası nereden bakarsanız bakın on binlerce tecavüzden söz ediyoruz. Evet tecavüz… Kültür, gelenek, din… gibi gerekçelerle bu pisliği savunanların ne düşündüğü bir yana, mevcut yasalar çerçevesinde 15 yaş altı çocuklarla “evlilik” yasa dışıdır. Buna aracı olan, çocuğu buna zorlayan ve hatta “ikna” eden kişiler tecavüze ortaklık etmektedir. Bu pisliğin genellikle dini gerekçelerle yapılması nedeniyle, evlilik kılıfı altındaki bu çocuk tecavüzlerinin tamamında İMAM NİKAHI söz konusu olmaktadır ve bu çocukların “nikahını” kıyan imamlar hakkında da soruşturma açılması zorunluluğu vardır.

Pekii salt 15 yaş altında anne olan bu 17.648 çocuğun uğradığı tecavüzler karşısında devletin tutumu nedir? 15 – 17 yaş arasında anne olan 412.923 çocuk hakkında hangi işlemler, ne çeşit soruşturmalar yapıldı?

Gelinen noktada AKP kazara işlem yapılmış olan tecavüzcüleri de çocuklarla evlendirerek kurtarma peşine düşmüşken bu iki yüzlü toplum ahlakının, çocuk tecavüzcüsü bu kültürün ve onun kurumlarının baştan aşağı sorgulanması gerekmiyor mu?

Bugün bu adımı atan AKP kafasının birkaç adım sonrası şudur zira:

ve biz bu gibi aşağılık yaratıklarla aynı havayı soluyoruz hala:

 

1986’dan 2014’e Türkiye’de Çocuk Tecavüzü Olayları

Kayseri’de öğretmeninin tecavüzüne uğradıktan sonra intihar eden 17 yaşındaki Cansel Buse Kınalı‘nın ölümünden sonra sosyal medyada yeniden yoğun tepkiler yükseldi. Tıpkı Özgecan Aslan olayında ya da 13 yaşındaki N.Ç.‘ye 26 kişinin tecavüz etmesi olayında olduğu gibi… Oysa Türkiye’de taciz ve tecavüz olaylarına karşı “hassasiyet” dozu sosyal medyada kopan fırtınaya pek de denk düşmüyor gibi.

Türkiye’de yaşanan tüm taciz ve tecavüz olaylarının önemli bir kısmı 18 yaşından küçük çocuklara yönelik olarak gerçekleşmektedir. Bununla ilgili bir karşılaştırmayı da daha sonraki günlerde yapmayı düşünüyorum. Ancak şimdilik kendimizi çocuklara dönük taciz ve tecavüz olayları ile sınırlamakta fayda var.

Daha önce de AKP döneminde Türkiye’deki cinayet olaylarına şurada yer vermiştim:

AKP’li Yıllarda Cinayet Olayları: “Eski Türkiye’de Acılar Vardı!”

Aşağıda vereceğim rakamlar Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü‘nün raporlarına dayanmakta ve 1986 – 2014 yılları arasında Ceza Mahkemelerinde açılan dosya sayısını içermektedir. Ceza yargılamasına aşina olanların bileceği üzere bir suç hakkında birden fazla dosya açılamaz fakat bir dosyada birden fazla suçla ilgili yargılama yapılabilir. Tabloda 2006 yılı öncesi tarihler o dönemde geçerli olan 765 Sayılı TCK’nın 414 ve 415. maddeleri kapsamında açılan davalardır. 2006 yılından itibaren ise 5327 Sayılı TCK’nın 103. maddesi kapsamındaki davalar yer almaktadır. Yine bu tablolarda 15 – 18 yaş aralığındaki çocukların “rıza”ya dayalı birliktelikleri, çocuk evlilikleri, “sözlü – yazılı” istismar olayları yer almamaktadır. Son yıllardaki raporlar daha detaylı olduğu için 2009 – 2014 yılları içinde çocuklara dönük tecavüz (TCK’nın 103/2. Maddesi) olayları ayrıca belirtilebilmiştir. Tablodaki ilk sütunda taciz ve tecavüz olaylarının tamamı yer alırken. İkinci sütundaki rakamlar sadece tecavüz vakalarının sayısını verir.

2008 ve 2009 arasındaki devasa farkın nedeni ilgili kurumun raporlama biçiminin değişmesinden kaynaklanmaktadır. 2009 yılından itibaren dosya kapsamındaki suç sayısı verilirken bunun öncesinde dosya sayısı verilmektedir. Ancak ikinci sütun sayesinde buradaki patlamanın sadece raporlama yönteminden kaynaklanmadığını açıkça görmek de mümkündür. Bu yıllardaki sadece tecavüz vakaları, önceki yıllardaki taciz ve tecavüz vakalarının toplamından fazladır.

Burada verilen rakamlar yalnızca toplumun çocuk düşmanlığını değil aynı zamanda AKP iktidarı dönemindeki tecavüz vakalarındaki açık patlamayı da göstermektedir. Elbette bu sorun karşısında ilk akla gelen cevap, taciz ve tecavüz olaylarının adliyeye yansıma oranlarının artmış olma ihtimalidir. Bu, kısmen kabul edilebilir bir açıklama ancak buradaki tabloyu AKP’li yıllarda cinayet olaylarında görülen patlama ile birlikte düşündüğümüzde daha net bir fikre sahip olabileceğimizi düşünüyorum. Zira cinayet olaylarındaki patlamayı “olayların adliyeye daha çok yansıması” şeklinde açıklamak imkansızdır.

Ve son olarak en önemli konu şudur ki buradaki rakamlar yalnızca adliyelere yansıyan vaka adedini göstermektedir. Çocukların kimseye anlatamadığı, çocukların yakınlarına anlattığı halde bu insanların çeşitli nedenlerle yargıya başvurmadığı binlerce olay, bu rakamlara dahil değildir. Şefkat-Der’in konuyla ilgili raporlarına göre adliyeye yansıyan vakalar özellikle taciz olaylarında ancak yüzde 5 – 10 aralığında kalmaktadır.

çocuk tacizi

Kaynak: 

http://www.adlisicil.adalet.gov.tr/ist_arsiv.html

http://www.adlisicil.adalet.gov.tr/ISTATISTIKLER/1996/ac_cik.htm

Şefkat-Der‘in 2010 yılında “Türkiye’nin Yüzleşmekten Çekindiği Acı Gerçek! Türkiye’de Çocuk Cinsel (Seks)Köleliği ve Çocuk Pornografisinde Avrupa’da 1.Dünya’da da TAYLAND’la yarışıyor. YÜZLEŞİN,UTANIN,ÇOCUKLARI KORUYUN!” başlığıyla yayınladığı duyuru da neler olup bittiğini anlamak için yararlı olabilir. Okumak için tıklayınız.

NASA, hırsız götü yalamanın geri zekalılığa yol açtığını kanıtladı.

 

 

Havuz Medyası’nın insan sağlığına etkileri üzerine yapılan bir araştırma sırasında İsviçreli Bilim Adamları herhangi bir bulguya ulaşamadılar. Zürih Üniversitesi yönetimi, söz konusu araştırmada görev alan bilim adamlarının Zürih’teki bir Türk derneğinde batak oynarken kavga çıkarması üzerine bir soruşturma başlattı. Kavgacı bilim adamlarının yerine araştırmayı devralan ikinci ekibin de bu kez lüks bir mağazadan toplu halde saat çalarken yakalanması üzerine ulusal güvenlik gerekçesiyle araştırmanın sonlandırılması kararı alındı.

Olayın uzaylı istilası nedeniyle gerçekleştiği iddialarının başını alıp gitmesi üzerine konuya el atan NASA ise çarpıcı bulgulara ulaştı. Havuz medyası üzerine araştırma yapan bilim adamlarının herhangi bir güvenlik önlemi almadan çalıştıkları için Havuz Medyasının zararlı etkilerinden korunamadıklarını gözlemleyen uzman NASA ekibi, aşağıdaki görselleri yorumsuz paylaşarak Havuz Medyasını kontrolsüz şekilde takip etmenin geri zekalılığa sebep olduğunu, aralıksız hırsız götü yalamak zorunda kalan Havuz Medyası çalışanlarının da ortalama bir bağ kütüğü ile eşit bilişsel yetenekler sergileyebildiklerini vurguladı…

Söz konusu NASA ekibinin her ihtimale karşı karantina altında tutulduğu öğrenildi.

havuz 1 havuz 2havuz 19 havuz 3 havuz 4

havuz 5 havuz 6 havuz 7 havuz 8 havuzhavuz 9 havuz 10 havuz 11 havuz 12 havuz 13 havuz 14 havuz 15

 

havuz 16 havuz 17 havuz 18Kaynak: Etilen Sosyete, Bilim – Bilmiyim

Yalanlar ve Mülteciler

Eli Uzun Adam olarak da bildiğimiz ayaklı yalan makinesi bugün göçmen sorunu üzerinden Avrupa’ya yağdırmış da yağdırmış. Şöyle söylüyor ayaklı yalan makinesi: “Türkiye’ye göre imkanları kat kat fazla olan Avrupa ülkelerinin kabul ettiği mülteci sayısı 200 bin. Biz iki milyonu aşkın kişiyi kabul ediyoruz. AB 28 ülke arasında nasıl dağıtacağını düşünüyor mültecileri biz bir haftada kamp oluşturuyoruz.

http://www.imctv.com.tr/avrupa-200-bin-biz-2-milyondan-fazla-kisiyi-kabul-ettik/

Avrupa’daki mültecilerin sorunları apayrı bir tartışma konusu elbette. Ancak Suriye iç savaşındaki asli sorumluluğunu da Türkiye’deki göçmenlerin tamamen insanlık dışı koşullarda yaşamaya çalıştığını da görmezden gelen Eli Uzun Adamın nasıl pişkince yalan söylediğini de net biçimde anlatmak gerek.

Birincisi Türkiye’deki göçmenlere hukuki anlamda mülteci statüsü verilmemektedir. Mülteci statüsü demek seçme ve seçilme hakkı dışında bir vatandaşa tanınan bütün hakların mülteciye de tanınması demektir. Ki bazı Avrupa ülkeleri bugün en azından yerel seçimlerde mültecilerin de seçme ve seçilme hakkını tanımayı tartışmaktadır.

Mülteciliğin yasal bir statü olarak tanınması demek, bu kişilerin her türlü sosyal güvenlik ağından yararlandırılması ve çalışma hakkına sahip olması demektir. Mülteci statüsündeki kişilerin dolaşım hakları sınırlandırılamaz. Mesela Antalya’da yapıldığı üzere valilik kararıyla belli şehirlere – ilçelere girme yasağı konulamaz vb vb… Bir ülkenin vatandaşı eğitim, sağlık, aile bileşimi oluşturma ve çalışma konularında hangi hakka sahipse mülteci statüsü tanınan kişi de o haklara sahiptir. Avrupa’daki milyonlarca resmi mültecinin eşit haklar konusunda herhangi bir sorunu yoktur. Yaşam koşulları da ortalama bir Türk vatandaşının Türkiye’deki yaşam koşullarından ileridir. Sorun mülteci statüsü tanınmayan diğer milyonların durumunda düğümlenir. Mesela Fransa’ya yıllık ortalama 150 bin kişi sığınma başvurusunda bulunurken bunların yıllık ortalama 30 bini sınır dışı edilmektedir. Fransa’daki evsizlerin tamamı kağıtsız göçmenlerden oluşur. Zira Fransa dünyada “sosyal devlet”in en rafine şekilde uygulandığı ülkelerden biri olarak ülkedeki varlığı resmi olarak tanınan hiç kimseyi sosyal dayanışma ağının dışında bırakmamaktadır.

Sığınma başvurusu süreci boyunca bu kişiler için Dünya Bankasından her sığınmacı başına fon alınır. Herhangi bir devlet bu kişilerin mülteci statüsünü tanıdığı andan itibaren Dünya Bankası yardımı kesilir ve mülteci statüsündeki kişinin bütün sorumluluğu o ülkeye ait olur. Türkiye, Yunanistan, Macaristan gibi ülkelerin göçmenlere yasal mülteci statüsü tanımamasının ardındaki nedenlerden biri de budur. Bir diğer neden mülteci statüsündeki kişileri sınırdışı etmenin yasal olarak imkansıza yakın olmasıdır. Özellikle Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerini bu açıdan Türkiye ile kıyaslamak neredeyse imkansızdır.

İkincisi göçmen sorununun toplumsal bir kriz biçiminde ortaya çıkması da elbette göçmen yoğunluğunun yarattığı kültür şoku ve yoğun ekonomik maliyetle de alakalıdır.

Ve üçüncüsü Türkiye, Yunanistan, Macaristan gibi ülkeler göçmenler açısından transit ülkelerdir. Savaşlardan ve yoksulluktan kaçarak bu ülkelere gelen insanlar canları pahasına da olsa soluğu Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerinde almaya çalışmaktadır. Sen bu insanlara asgari ölçüde insani yaşam koşulları sağlıyorsan bu insanlar neden hala canları pahasına Avrupa’ya kaçmaya çalışıyor?

Pekii Eli Uzun AdamTürkiye’ye göre imkanları kat kat fazla olan Avrupa ülkelerinin kabul ettiği mülteci sayısı 200 bin. Biz iki milyonu aşkın kişiyi kabul ediyoruz.” derken bir gerçeğe mi parmak basıyor?

İşte o konuda cevabı konunun birinci elden muhatabı olan Dünya Bankası’nın verilerine bırakalım. Elimizde Dünya Bankası’nın 1990 – 2013 yılları arasındaki verileri mevcut. Buna göre bu yıllar arasında Türkiye, Almanya, Fransa ve İngiltere’ye resmen sığınma başvurusunda bulunan göçmen sayıları şöyledir:

Almanya: 20.783.414

İngiltere: 4.314.295

Fransa:  3.939.792

Türkiye: 1.114.267

Yıllık tablo ise şöyledir:

mülteci

Yüzsüzlüğün de bir limiti olmalı elbette… Yalancının da bir noktada yüzü kızarabilmeli…

http://data.worldbank.org/indicator/SM.POP.REFG

 

İkiyüzlülüğün Kısa Tarihi: Camiler, Hassasiyetler ve Katliamlar…

Gezi günlerini hepiniz hatırlarsınız, hatıralarımız henüz taze… Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan hem Kabataş’ta üstleri çıplak deri pantolonlu 70 kişinin dövüp başörtüsüne işediği bir bacımızdan hem de Dolmabahçe’de camide içki içen çapulculardan bahsediyordu. Camide içki içenlerin görüntüleri ellerindeydi ve cuma günü (14 Haziran 2013) basınla paylaşılacaktı… O gün bugündür hala bu görüntüleri beklememiz bir yana, gerek başbakanın gerekse de ona bağlı olan havuz medyasının camiler konusundaki hassasiyetleri göz yaşartıcıydı.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23468860.asp

http://t24.com.tr/haber/erdoganin-icki-icildigini-soyledigi-dolmabahce-camisinden-goruntuler,231645

Bu hassasiyetin ne derece samimi olup olmadığını aslında herkes biliyordu. Mesela 2010 yılında İstanbul’da Hacıhüsrev Camii‘nde muska yazma bahanesiyle tam 62 kadının çıplak görüntülerini kaydeden ve daha sonra şantajla bu kadınlarla ilişkiye giren imam aynı medyanın ilgisini çekmemişti. Belki de camide 62 ayrı kadını muska yazma bahanesiyle soyup gizli kamerayla kayda almak camiye ayakkabıyla girmek kadar korkunç gelmiyordu bunlara…

http://www.haberturk.com/yasam/haber/529379-hacihusrevin-tacizci-imami

Ya da ülkenin değişik şehirlerinde camilerde çoluk çocuğa tecavüz haberlerine dair bir hassasiyetlerine rastlamamıştık:

http://www.habervitrini.com/haber/yuh-bakkali-cakali-bir-oldu-cocuklara-camide-tecavuz-etti-502613/

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20870323.asp

http://www.aksam.com.tr/guncel/camide-tecavuze-ceza-yagdi/haber-158801

Sadede gelebilmek açısından örnekleri hızlı geçiyorum. Tam o günlerde havuz medyası hep bir ağızdan “camiye ayakkabılarıyla girdiler” tekerlemesini tekrarlayıp dururken 5 Temmuz 2013’te Irak’ta bir şii camiine intihar saldırısı düzenlendi. Fakat bizim çok hassas medyamızdan çıt çıkmamıştı. Hani camiler konusunda çok hassas olan başbakan, bütün o bakanlar, köşe yazarları, televizyoncular, ak trollerden çıt çıkmıyordu. Ben de bu cami bombalama olayları üzerinde biraz yoğunlaşma gereği duydum. Önce o tarihten önce olan bitenler hakkında kısa bir google taraması yaptım. Türk medyasında pek bir şey bulmak olası değildi… Sonrasında ise camilere dönük saldırı haberlerine denk geldikçe kıyıya köşeye kaydetmeye başladım. Ve ortaya şöyle bir tablo çıktı… Camilere dönük ölümlü saldırıların tamamı istisnasız şekilde yine siyasal islamcılar tarafından düzenleniyordu ve bu olayların yüzde doksanı türk medyasında haber olmuyordu. Tayyip Erdoğan gibiler sürekli islamofobiden söz ederken bizzat Diyanet İşler Başkanına göre her gün 900 müslüman, siyasal islamcılar tarafından katlediliyordu.

Bugün Yemen’de bir camiye düzenlenen saldırı sonrası bugüne kadar topladığım haberleri derleyip toplam bir tablo çıkarmanın da gerekli olduğuna karar verdim. Bu derlemeye göre 101 ayrı camiye siyasal islamcılar tarafından düzenlenen saldırılarda 1812 kişi ölürken 3545 kişi yaralandı. Hatırlatmak gerekir ki bunlar benim internet üzerinden yaptığım sınırlı bir araştırmanın sonuçlarıdır. Belki daha derin bir araştırmaya girmek isteyen “hassas” arkadaşlar için de bir başlangıç noktası oluşturur…

1995

25 Ekim 1995 Suudi Arabistan’da şeriatın yeterince iyi uygulanmadığını öne süren radikal islamcı bir grubun cuma namazı sırasında düzenlediği saldırıda 10 kişi öldü 100 kişi yaralandı

cami-bombalamak suudi

2000

Ocak 2000 Pakistan’da 25 yaralı.

http://www.porttakal.com/ahaber-pakistanda-cami-bombalandi-25-yarali-2-220570.html

2003

5 Temmuz 2003 Pakistan’da şiilere ait bir camiye düzenlenen saldırıda 44 kişi öldü 65 kişi yaralandı.

cami-bombalamak

 

2004

1 Haziran 2004 Pakistan’da şiilere ait bir camide düzenlenen saldırıda 15 kişi öldü 40 kişi yaralandı.

http://www.radikal.com.tr/yorum/karacide_camiye_bomba-712573

2006

22 Şubat 2006 Irak’ta şiilerin en kutsal mekanlarından biri sayılan el askeriye camii’nin El kaide tarafından bombalanması sonrası şii gruplar da aynı gün içinde 27 ayrı sünni camiini bombalarlar ve olaylar sırasında yüzden fazla kişi ölür.

http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2006/02/060222_askari_attack.shtml

2009

5 Haziran 2009 Pakistan’da düzenlenen saldırıda 40 kişi öldü 70 kişi yaralandı.

http://www.longwarjournal.org/archives/2009/06/bombing_a_pakistani.php

2011 Pakistan ve Afganistan’da 3 ayrı camiye yönelik saldırılarda en az 125 kişi ölürken en az 273 kişi de yaralandı. Olayların dökümü şöyle:

4 mart 2011 Pakistan’da Taliban tarafından yapılan saldırıda 9 kişi öldü 28 kişi yaralandı.

Kaynak: Aktif Haber

19 Ağustos 2011 tarihinde Pakistan’da cuma namazı sırasında düzenlenen intihar saldırısında 40 kişi öldü  85 kişi yaralandı.

Kaynak: Content Time

6 Aralık 2011 tarihinde Afganistan’ın Kabil ve Mezar-ı Şerif kentlerinde iki ayrı Şii camiine Taliban tarafından yapılan intihar saldırılarında toplam 76 kişi öldü, en az 160 kişi yaralandı.

Kaynak: WikiTelegraph, BBC, NY Times, Reuters

2012 Pakistan ve Afganistan’da 6 ayrı camiye yönelik saldırılarda en az 73 kişi ölürken en az 119 kişi de yaralandı. Olayların dökümü şöyle:

2 Mart 2012 tarihinde Pakistan’da Peşaver yakınlarında bir camiye cuma namazı sırasında düzenlenen intihar saldırısında 23 kişi öldü, 20 kişi yaralandı.

Kaynak: Samaa, SATP

23 Mart 2012’de Pakistan’da Peşaver’in kuzeyinde bir camiye yapılan intihar saldırısında 5 kişi öldü, 9 kişi yaralandı.

Kaynak: Al Arabiya

21 Haziran 2012 tarihinde Pakistan’ın Ketta şehrinde bir camiye yapılan bombalı saldırıda 2 kişi öldü, 13 kişi yaralandı.

Kaynak: Alamy, Dunya News, Outlook India

29 Ekim 2012 tarihinde Afganistan’da bir camiye Taliban tarafından yapılan saldırıda 41 kişi öldü 50 kişi yaralandı.

Kaynak: RT, Milliyet, BBC

9 Kasım 2012 tarihinde Pakistan’ın Belucistan eyaletinde bir camiye cuma namazı sırasında yapılan bombalı saldırıda 12 kişi yaralandı.

Kaynak: Samaa TV

18 Kasım 2012 tarihinde Pakistan – Karaçi’de bir şii camiine yapılan saldırıda 2 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

Kaynak: Dawn, ShiitNews

2013 Pakistan, Irak, Lübnan ve Afganistan’da 17 ayrı camiye yönelik saldırılarda en az 322 kişi ölürken en az 1203 kişi de yaralandı. Olayların dökümü şöyle:

10 Ocak 2013 Pakistan’da Taliban tarafından bir şii camiine yapılan saldırıda 22 kişi öldü 60 kişi yaralandı.

Kaynak: BBC

23 Ocak 2013 Irak’ta bir şii camiine yapılan saldırıda 42 kişi öldü 75 kişi yaralandı.

http://www.dawn.com/news/780927/iraq-suicide-bomb-at-shia-mosque-kills-42

3 Mart 2013 Pakistan’da bir şii camiine düzenlenen saldırıda 48 kişi öldü 100’den fazla kişi yaralandı.

http://en.wikipedia.org/wiki/March_2013_Karachi_bombing

9 Mart 2013 Pakistan’da düzenlenen saldırıda 6 kişi öldü 28 kişi yaralandı.

http://www.haberturk.com/dunya/haber/826194-pakistanda-camiye-bombali-saldiri

17 Mayıs 2013 Pakistan’da şii grupların sünnilere ait bir camiye düzenlediği saldırıda 13 kişi öldü 45 kişi yaralandı.

http://www.globalpost.com/dispatch/news/regions/asia-pacific/pakistan/130517/pakistan-bombings-target-mosques-kill-13

5 Temmuz 2013 Irak’ta bir şii camiine cuma namazı sırasında intihar saldırısı düzenlenmesi sonucu 19 kişi öldü 38 kişi yaralandı.

http://bigstory.ap.org/article/iraq-officials-car-bomb-kills-4-north-baghdad

19 Temmuz 2013 Irak’ta düzenlenen saldırıda 20 kişi öldü.

http://www.haber7.com/ortadogu/haber/1051830-irakta-camide-patlama-20-olu

23 Temmuz 2013 Irak’ta şiilere ait iki ayrı camiye düzenlenen saldırılarda 12 kişi öldü 33 kişi yaralandı.

http://dunya.bugun.com.tr/bombali-saldiri-12-olu-haberi/730549

26 Temmuz 2013 Pakistan’da Taliban’ın bir şii camiine düzenlediği saldırıda 39 kişi öldü 150 kişi yaralandı.

http://www.reuters.com/article/2013/07/26/us-pakistan-attack-idUSBRE96P0NE20130726

9 Ağustos 2013 Pakistan’da bir şii camiine düzenlenen saldırıda 10 kişi öldü 30 kişi yaralandı.

http://articles.washingtonpost.com/2013-08-09/world/41227803_1_islamic-militants-lashkar-e-jhangvi-islamabad-based-security-analyst

23 Ağustos 2013 Lübnan’da sünnilere ait iki ayrı camide cuma namazı sırasında şiiler tarafından yapılan saldırıda 50 kişi öldü 352 kişi yaralandı.

Kaynak: Radikal

12 Eylül 2013 Irak’ta şiilere ait bir mescide yapılan saldırıda 13 kişi öldü 50 kişi yaralandı.

Kaynak: Radikal

15 Ekim 2013 Afganistan’da Taliban militanları bir valinin namaz kıldığı camiye saldırdı 1 kişi öldü 18 kişi yaralandı.

Kaynak: El Cezire

15 Ekim 2013 Irak’ta şii grupların bir sünni camiine düzenlediği saldırıda 12 kişi öldü 24 kişi yaralandı.

Kaynak: SonDakika.Com

22 Kasım 2013 Irak’ta şii Türkmenlere ait bir camiye IŞİD tarafından yapılan intihar saldırısında 15 kişi öldü 200 kişi yaralandı.

Kaynak: Türkmen Dostları

2014:  Pakistan, Nijerya, Irak ve Suriye’de 4 ayrı camiye yönelik saldırılarda en az 236 kişi ölürken en az 369 kişi de yaralandı. Olayların dökümü şöyle:

16 Ocak 2014 Pakistan’da Taliban tarafından yapılan saldırıda 8 kişi öldü 67 kişi yaralandı.

http://www.upi.com/blog/2014/01/16/Bombing-at-mosque-in-northwestern-Pakistan-kills-at-least-eight/3481389907713/

6 Nisan 2014 Nijerya’da Boko Haram tarafından yapılan saldırıda 20 kişi öldü.

http://dailypost.ng/2014/04/06/20-feared-killed-boko-haram-attacks-mosque-yobe/

8 Temmuz 2014 İstanbul – Esenyurt’ta caferilere ait bir cami kundaklandı.

Kaynak: Radikal

17 Temmuz 2014 Suriye’de IŞİD’in ele geçirdiği bir Türkmen köyündeki şii Türkmenlere ait bütün türbe, cami ve mescitler bomba ve dozerlerle yok edildi.

cami-bombalamak cami-bombalamak

22 Ağustos 2014 Irak’ta şii gruplar tarafından sünnilere ait bir camiye düzenlenen saldırıda 73 kişi ölürken onlara kişi yaralandı.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/27057616.asp

25 Ağustos 2014 Irak’ta IŞİD tarafından yapılan saldırıda resmi açıklamaya göre 15 kişi öldü 32 kişi yaraladı. IŞİD kaynakları ise ölü sayısının 100 olduğunu iddia ediyor.

http://www.dailymail.co.uk/wires/ap/article-2733751/Iraq-premier-designate-militias-follow-state.html

28 Kasım 2014 Nijerya’da Boko Haram tarafından yapılan saldırıda 120 kişi öldü, 270 kişi yaralandı.

http://www.aljazeera.com/news/africa/2014/11/bomb-explodes-outside-nigeria-mosque-20141128142253350550.html

2015:  Pakistan, Yemen, Nijerya, Irak, Afganistan, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Suriye’de 31 ayrı camiye yönelik saldırılarda en az 753 kişi ölürken en az 1047 kişi de yaralandı. Olayların dökümü şöyle:

10 Ocak 2015 Pakistan’da Taliban tarafından yapılan saldırıda 8 kişi öldü 16 kişi yaralandı.

http://www.thespec.com/news-story/5251955-8-killed-in-suicide-attack-at-shiite-mosque-in-pakistan/

30 Ocak 2015 Pakistan’da Taliban tarafından yapılan saldırıda 61 kişi öldü 50 kişi yaralandı.

http://www.tribuneindia.com/news/world/blast-at-pak-mosque-kills-61/35948.html

20 Mart 2015 Yemen’de IŞİD tarafından 3 ayrı camiye yapılan saldırılarda 142 kişi öldü 350 kişi yaralandı.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28506426.asp

20 Mart 2015 Pakistan’da Taliban tarafından yapılan saldırıda 2 kişi öldü.

http://english.farsnews.com/newstext.aspx?nn=13931229000406

6 Nisan 2015 Nijerya’da Boko Haram tarafından yapılan saldırıda 25 kişi öldü.

http://www.nigeriatell.com/news/bharam-kills-25-people-in-mosque-attack-in-borno-state

8 Mayıs 2015 Irak’ta cuma namazı sırasında IŞİD tarafından yapılan intihar saldırıları sonucu iki ayrı camideki 22 kişi öldü 59 kişi yaralandı.

http://www.aljazeera.com/news/2015/05/series-suicide-attacks-hit-shia-mosques-iraq-150509045325501.html

10 mayıs 2015 Yemen’de Suudi Arabistan Hava Kuvvetlerinin şiilere ait bir camiyi bombalaması sonucu 4 kişi öldü ve 10 kişi yaralandı.

http://en.shiapost.com/2015/05/10/saudi-attacks-kill-4-injure-10-in-mosque-attack/

13 Mayıs 2015 Afganistan’da Taliban üyelerinin bir şii camiinde ibadet eden kişileri taraması sonucu 7 kişi öldü 7 kişi yaralandı.

http://www.rferl.org/content/afghanistan-mosque-attack-helmand/27013703.html

22 Mayıs 2015 Suudi Arabistan’da IŞİD’in şiilere ait bir camide cuma namazı sırasında düzenlediği intihar saldırısı sonucunda 30 kişi öldü 120 kişi yaralandı.

Kaynak: El Cezire

22 Mayıs 2015 Yemen’de IŞİD tarafından bir şii camiine düzenlenen düzenlenen saldırıda 13 kişi yaralandı.

Kaynak: Reuters

29 Mayıs 2015 Suudi Arabistan’da IŞİD tarafından bir şii camiine düzenlenmek istenen saldırı cami girişinde engellenirken ikisi intihar saldırganı toplam dört kişi hayatını kaybetti.

Kaynak: CNN

31 Mayıs 2015 Nijerya’da Boko haram tarafından yapılan saldırıda 26 kişi öldü 28 kişi yaralandı.

Kaynak: Skynews

17 Haziran 2015 Yemen’de IŞİD tarafından şiilere ait iki ayrı camiye düzenlenen saldırılarda 31 kişi öldü 20 kişi yaralandı.

Kaynak: BBC

20 Haziran 2015 Yemen’de  şiilere ait bir camiye düzenlenen saldırıda 3 kişi öldü.

Kaynak: Radikal

26 Haziran 2015 Kuveyt’te bir şii camiinde kılınmakta olan cuma namazı sırasında düzenlenen intihar saldırısında 27 kişi öldü 250 kişi yaralandı.

Kaynak: El Cezire, GulfNews

2 Temmuz 2015 Nijerya’da bir camide namaz kılmakta olan insanlar Boko Haram tarafından silahlı ve bombalı saldırıya uğradı. 97 kişi öldü 17 kişi yaralandı.

Kaynak: Telegraphe

4 Temmuz 2015 Suriye’deki İdlib kasabasında IŞİD’in El Nusra üyelerinin namaz kıldığı sırada yaptığı saldırıda 4’ü Türk 40 El Nusra üyesi öldü 20’si ise yaralandı.

Kaynak: İslahHaber

6 Temmuz 2015 Nijerya’da daha önce Boko Haram’a biat etmesi istenen bir cami imamının bu isteği reddetmesi üzerine yapılan saldırıda söz konusu cami imamı dahil 51 kişi öldü 70 kişi yaralandı.

Kaynak: SputnikNews

6 Ağustos 2015 Suudi Arabistan’da IŞİD’in şiilere ait bir camiye düzenlediği saldırıda 13 kişi öldü 9 kişi yaralandı.

Kaynak: Independent

2 Eylül 2015 Yemen’de IŞİD tarafından bir Şii camiine düzenlenen saldırıda 32 kişi öldü 75 kişi yaralandı.

Kaynak: ABNA

yemen cami

24 Eylül 2015 Yemen’de IŞİD tarafından bayram namazı sırasında bir Şii camiine düzenlenen saldırıda 29 kişi öldü çok sayıda kişi yaralandı.

Kaynak: CNN

yemendeki-cami-saldirisinda-olu-sayisi-artti-148550

15 Ekim 2015 Nijerya’da Boko Haram tarafından yatsı namazı sırasında biri cami içinde biri de cami dışında olmak üzere iki ayrı intihar bombacısının kendini patlatması sonucu 42 kişi ölürken en az 50 kişi de yaralandı.

Kaynak: BBC, PressTV, The Guardian

17 Ekim 2015 Suudi Arabistan’da bir şii camiine IŞİD tarafından yapılan silahlı saldırı sonucu 5 kişi öldü, 9 kişi yaralandı.

Kaynak: Dailymail, Independent

22 Ekim 2015 tarihinde Pakistan’ın Belucistan eyaletinde bir şii camiine düzenlenen intihar saldırısında 1 Taliban militanı dahil 12 kişi öldü, 21 kişi yaralandı.

Kaynak: The WallStreet Journal, BBC, El Cezire, DailyMail

23 Ekim 2015 Nijerya’da cuma namazı sırasında Boko Haram tarafından yapılan intihar saldırısında 27 kişi öldü 96 kişi yaralandı.

Kaynak: International Business Times, AFP

26 Ekim 2015 Suudi Arabistan’da bir şii camiine IŞİD tarafından yapılan intihar saldırısı sonucu saldırgan dahil 2 kişi öldü 26 kişi yaralandı.

Kaynak: ArabNews, BBC

20 Kasım 2015 Irak’ta bir şii camiine cuma namazı için giden kişilere yönelik bombalı saldırıda 10 kişi öldü, 28 kişi yaralandı.

Kaynak: NY Daily News, Reuters

26 Kasım 2015 Bangladeş’in başkenti Dakka’da bir şii camiindeki akşam namazı sırasında IŞİD militanları tarafından ateş açılması sonucu cami müezzini öldü, 3 kişi yaralandı.

Kaynak: BBC

2016: Irak, Afganistan, Nijerya ve Suudi Arabistan’da 8 camiye yönelik saldırılarda en az 94 kişi ölürken en az 234 kişi de yaralandı. Olayların dökümü şöyle:

29 Ocak 2016’da Suudi Arabistan’da cuma namazı sırasında bir şii camiine dönük olarak düzenlenen saldırıda 3 kişi öldü, 7 kişi yaralandı.

Kaynak: The Guardian, El Cezire

26 Şubat 2016’da Irak’ta IŞİD tarafından cuma namazı sırasında bir Şii camiine yapılan çifte intihar saldırısı sonucu 15 kişi öldü ve 50 kişi yaralandı.

Kaynak: ArabNewsReuters

People gather at a Shi'ite mosque after a suicide bomb attack, in Baghdad February 26, 2016. REUTERS/Khalid al Mousily

People gather at a Shi’ite mosque after a suicide bomb attack, in Baghdad February 26, 2016. REUTERS/Khalid al Mousily

16 Mart 2016 tarihinde Nijerya’nın Maiduguri şehrinde Boko Haram üyesi iki kadın intihar bombacısının sabah namazı sırasında gerçekleştirdiği saldırıda (saldırganlar dahil) 25 kişi öldü ve 17 kişi yaralandı.

Kaynak: Le Monde, New York Times, Independent, El Cezire

21 Nisan 2016 tarihinde Afganistan’ın Gazne şehrinde Taliban militanları cami içinde bomba hazırlarken gerçekleşen patlamada bombaları hazırlamakta olan 10 kişi öldü.

Kaynak: Al Alam, Liveleak, Newsbaseng

10 Haziran 2016 tarihinde Afganistan’ın Nangarhar şehrinde bir camiye cuma namazı sırasında düzenlenen saldırıda 4 kişi öldü, en az 70 kişi yaralandı.

Kaynak: Press TVJJL İnternational, EFE, Voice Of America

4 temmuz 2016 tarihinde Suudi Arabistan’ın Medine şehrinde islam dünyasının en önemli sembollerinden Mescid-i Nebevi Camiine ve Katif şehrindeki bir şii camiine düzenlenen iki ayrı intihar saldırısında toplam 7 kişi öldü, 10 kişi yaralandı.

Kaynak: Sputnik, Habertürk, Independent, Press TV, DW

21 Kasım 2016 tarihinde Afganistan’ın Kabil şehrinde IŞİD tarafından bir şii camiine düzenlenen saldırıda 30 kişi ölürken 80 kişi yaralandı.

Kaynak: The GuardianCNN, BBC, El Cezire, Reuters

Not: Yazı yeni haberlerle sürekli güncellenmektedir.

 

Anlamadık Babacımısss

namus ve şerefi üzerine ettiği yemine rağmen meydan meydan dolaşarak oy isteyen eli uzun adam; “ben a partisi b partisi demiyorum” diye bağırırken seçmeninin bunu ciddiye alacağını düşünmüş müydü acaba? bi dahaki sefer kime oy istediğini daha açık anlatırsa belki başarır.

anlamadık babacımısss

babacık: “ben a partisi b partisi demiyorum”
golllumcuk: “anlamadık babacımısss”